UYKUSUZLUĞUN NEDENİ BAŞKA BİR HASTALIK OLABİLİR

Uykusuzluk çağın en büyük sorunlarından. Uyku sorunu yaşayanların büyük çoğunluğu, çareyi reçetesiz ulaşabildikleri melatonin takviyelerinde ararken, Psikiyatri Uzmanı Dr. Merve Gümüşay, giderek artan melatonin kullanımındaki tehlikeye dikkat çekiyor.

BABAR MEDYA GURUBU

Sağlık Bakanlığı tarafından son yapılan araştırma sonucuna göre 1 yaş ve üzerindeki bireylerin %23.7’si uyku sorunu yaşıyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Merve Gümüşay, melatoninin klasik uyku ilaçlarından farklı olduğunu ancak biyolojik olarak etkili bir hormon olduğunu belirterek, “Doğal” veya “bitkisel” olarak pazarlanmasının gelişigüzel kullanılabileceği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.

Uykuya dalmakta zorlanan, gece boyunca sık sık uyanan ya da sabah dinlenemeden güne başlayanların sayısı konusunda farklı araştırmalar farklı göstergeler kullanıyor. Sağlık Bakanlığı’nın “Türkiye’de Sağlığın Geliştirilmesi Araştırma Raporu” verilerine göre, araştırmaya katılan 18 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 23,7’si uyku sorunu yaşadığını bildirdi. Uyku sorunu yaşayanlar içinde “az uyuma” yüzde 50,3, “uykuya dalmada sorun yaşama” yüzde 24,3 ve “hiç uyuyamama” yüzde 16 olarak belirtildi.

UYKU SORUNU YAŞAYANLARIN YENİ ADRESİ: MELATONİN

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Merve Gümüşay, “Uyku sorunlarının gündelik yaşamı etkilemesiyle birlikte melatonin kullanımı da giderek yaygınlaşıyor. Reçetesiz ya da internet üzerinden kolayca ulaşılabilmesi, vücutta doğal olarak bulunan bir hormon olması ve “doğal uyku desteği” şeklinde sunulması ise melatoninin tamamen zararsız olduğu düşüncesini güçlendirebiliyor.”

Dr. Gümüşay, “melatonin doğru kişide, doğru zamanda ve uygun dozda kullanıldığında bazı uyku sorunlarında yardımcı olabilir. Ancak her uyku problemi için geçerli, evrensel bir “uyku ilacı” olarak görülmemeli” dedi.

Melatonin, başlıca beyindeki epifiz bezinden salgılanan ve vücuda “gecenin başladığını” bildiren bir hormon.Karanlıkla birlikte melatonin düzeyi yükselirken sabah ışığıyla azalıyor. Böylece uyku-uyanıklık döngüsünün ve yaklaşık 24 saatlik biyolojik saatin, yani sirkadiyen ritmin düzenlenmesine katkıda bulunuyor.Dr. Gümüşay, melatonini güçlü bir sakinleştirici ya da kişiyi doğrudan uyutan bir ilaçtan ziyade, beynin zamanlama sistemini etkileyen biyolojik bir sinyal olarak değerlendirmek gerektiğini belirtiyor.Bu nedenle yalnızca alınan miktarın değil, hangi saatte alındığının da önem taşıdığına dikkat çekiyor.Yanlış zamanda alınan melatonin beklenen etkiyi göstermeyebileceği gibi, kişinin biyolojik saatini istenmeyen bir yöne kaydırabilir.

Melatoninin özellikle jet-lag, gecikmiş uyku-uyanıklık fazı bozukluğu ve bazı sirkadiyen ritim bozukluklarında yararlı olabileceğini belirten Dr. Gümüşay, uykusuzluk üzerindeki etkinin ise kişiye, yaşa ve kullanılan preparata göre değişebileceğini ifade ediyor.Özellikle kronik uykusuzluk söz konusu olduğunda ise temel yaklaşımın yalnızca bir takviye kullanmak olmadığını vurguluyor.Uyku alışkanlıklarının düzenlenmesi ve uykusuzluk için bilişsel davranışçı terapi, kronik uykusuzluğun temel tedavi yaklaşımları arasında yer alıyor.Bu nedenle melatoninin, altta yatan sorunun araştırılmasının veya gerekli tedavinin yerine geçirilmemesi gerekiyor.

MELATONİN BAĞIMLILIK YAPAR MI?

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr.Merve Gümüşay, mevcut bilgilere göre melatoninin benzodiazepinler, bazı uyku ilaçları, alkol veya opioidler gibi klasik bağımlılık tablosuyla ilişkilendirilen bir madde olmadığının altını çiziyor. Kontrollü çalışmalarda uzatılmış salımlı melatoninin aylar boyunca kullanımının ardından belirgin tolerans, yoksunluk sendromu veya “rebound uykusuzluk” gösterilmediğine dikkat çekiliyor.Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.Kişinin “Melatonin almadan uyuyamam” düşüncesi geliştirmesi, fiziksel bağımlılıktan ziyade psikolojik alışkanlık veya güvence davranışı olabilir.İlaç bırakıldığında eski uykusuzluğun yeniden ortaya çıkması da her zaman yoksunluk anlamına gelmiyor. Bu durum, çoğu zaman başlangıçtaki uyku probleminin devam ettiğini gösterebiliyor.

Melatonin yalnızca uyku konusunda değil, son yıllarda antioksidan özellikleri ve başka biyolojik etkileri nedeniyle de gündeme geliyor.Laboratuvar ve hayvan çalışmalarında melatoninin serbest radikalleri etkisizleştirebildiği, antioksidan sistemleri destekleyebildiği ve bağışıklık yanıtını düzenleyebildiği gösterilmiş durumda.Enflamasyon, yağ ve glikoz metabolizması, pankreas ve cilt sağlığı, üreme sistemi, organ fibrozunun önlenmesi ve kemik iyileşmesi gibi farklı alanlarda da araştırmalar yürütülüyor.

Ancak laboratuvar veya hayvan çalışmalarında gözlenen bir etkinin insanlar için kanıtlanmış tedavi anlamına gelmediğine dikkat çeken Dr. Gümüşay, melatoninin bağışıklığı güçlendirmek, kilo vermek, kemikleri korumak, yaşlanmayı geciktirmek veya organ hastalıklarını önlemek amacıyla sağlıklı kişiler tarafından rutin olarak kullanılmasını destekleyen yeterli klinik kanıt bulunmadığını vurguluyor.Başka bir ifadeyle, “umut verici biyolojik etki” ile “insanlarda kanıtlanmış sağlık yararı” birbirinden ayrılmalı.

Melotononinin yan etkileri :

Doğal” olması, melatoninin hiçbir yan etkisinin olmadığı anlamına gelmiyor.

Melatonin çoğu yetişkinde kısa süreli kullanımda iyi tolere edilse de şu etkiler görülebiliyor:

Sabah sersemliği ve gün içinde uykululuk

Baş ağrısı

Baş dönmesi

Bulantı ve karın rahatsızlığı

Canlı veya rahatsız edici rüyalar

Daha seyrek olarak tansiyon düşüklüğü, kusma, karın krampları, huzursuzluk, sinirlilik, kısa süreli kaygı artışı, oryantasyon bozukluğu ve vücut sıcaklığında düşme gibi etkiler de bildirilebiliyor.

Özellikle gece alınan melatoninin etkisinin sabaha uzaması halinde araç kullanma, dikkat gerektiren işlerde çalışma ve düşme riski açısından dikkatli olunması gerekiyor.

Yaş ilerledikçe ilacın vücuttan atılımı yavaşlayabildiği için özellikle ileri yaşta, çoklu ilaç kullananlarda, tansiyon düşüklüğü veya denge problemi bulunan kişilerde gündüz uykululuğu ve düşme riski daha fazla önem taşıyor. Melatonin kullanımında en sık yapılan hatalardan biri de beklenen etki görülmediğinde dozun kendiliğinden artırılması.Dr. Gümüşay, yüksek dozların uzun süre kullanılmasına ilişkin güvenlik bilgilerinin sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle “İşe yaramadı, daha fazlasını alayım” yaklaşımı doğru değil.Özellikle internet üzerinden farklı doz ve içeriklerde ürünlere kolayca ulaşılabilmesi, kişinin kendi kendine doz artırması riskini de beraberinde getiriyor.

ALKOL VE FARKLI İLAÇLARLA KULLANIMA DİKKAT!

Dr. Merve Gümüşay “Melatonin, alkol ve diğer uyku ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında uyku hali ve dikkat bozukluğunu artırabilir.Bunun yanı sıra bazı kan sulandırıcılar, epilepsi ilaçları, bağışıklık sistemini etkileyen tedaviler ve bazı antidepresanlarla etkileşim ihtimali bulunuyor.Karaciğer hastalığı olanlarda melatoninin vücuttan temizlenmesi yavaşlayabilir. Böbrek yetmezliğindeki etkileri konusunda ise yeterli veri bulunmuyor.Gebelik ve emzirme döneminde de güvenlilik verilerinin sınırlı olması nedeniyle hekim değerlendirmesi önem taşıyor.Epilepsi, otoimmün hastalık, ciddi karaciğer veya böbrek hastalığı bulunan kişilerin de melatonin kullanmadan önce bireysel değerlendirme yaptırması gerekiyor.”

UYKUSUZLUK MU BAŞKA BİR SORUN MU?

Dr. Gümüşay'ın dikkat çektiği en önemli noktalardan biri ise uykusuzluğun bazen başka bir psikiyatrik veya fiziksel sorunun belirtisi olabilmesi.Depresyon, kaygı bozuklukları, bipolar bozukluk, madde kullanımı, huzursuz bacak sendromu, uyku apnesi, tiroit hastalıkları veya kullanılan bazı ilaçlar uyku problemlerinin altında yatabiliyor.Özellikle kişinin uyku ihtiyacının belirgin şekilde azalması, buna karşın kendisini aşırı enerjik hissetmesi, hızlı konuşması ve düşüncelerinin hızlanması gibi belirtiler varsa durum yalnızca “uyuyamıyorum” şeklinde değerlendirilmemeli. Bu belirtiler mani veya hipomani tablosuyla ilişkili olabilir.Dolayısıyla yalnızca melatonin kullanarak belirtileri bastırmaya çalışmak, altta yatan durumun değerlendirilmesini geciktirebilir.