Annesinin babaannesine ait topraklarda bulunmanın annesini de duygulandırdığını ifade eden Özay, şehir hayatının insan ruhundan pek çok şeyi uzaklaştırdığını söyledi. Özay, dağları, yaylaları, ırmakları ve doğallığı sevdiğini belirterek,’Ben dağlara, yaylalara, ırmaklara çıkınca mutlu oluyorum. Ruhum hem bir çocuk hem de bir Amazon ruhuna dönüşüyor. İçimdeki ben çıkıyor aslında’ sözleriyle doğayla kurduğu bağı anlattı.
Yıllardır popüler plajlar ve kalabalık tatil merkezleri yerine uzakları, zirveleri ve sakinliği tercih ettiğini dile getiren Özay, Sarıkeçili Yörükleri olarak ifade ettiği anne tarafının köklerine de dikkat çekti. Köklerini araştırmanın kendisi için önemli olduğunu vurgulayan Özay, insanın vatanını, toprağını ve atasını bilmesinin büyük değer taşıdığını söyledi.’Köklerle kurulan bağ çok değerli, kıymetlidir’ diyen Özay, geçmişten gelen değerlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirterek, ‘Vatanımızı, toprağımızı, Atamızı bileceğiz ki sahip çıkacağız değerlerimize ve nesilden nesile aktaracağız bilgilerimizi’ ifadelerini kullandı.
Toroslar’ın zirvelerinde geçirdiği günün sonunda aklına Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisine atfedilen, ‘Toroslar’da bir Yörük çadırı tüterse, bu millet asla diz çökmez’ sözünün geldiğini belirten Özay, paylaşımının sonunda ise şu mesajı verdi.‘İşte bu milletin en büyük sorunu Atasını bilmeden körü körüne bir şeylerin, yanlış bilgilerin ya da dayatmaların peşinden sürüklenmesidir. Geçmişini bilmeyen geleceğe yol alamaz’
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.